Tom Waits'in acı çığlıkları duyuluyor odada. Yakaran sesi. “Sakın beni hatırlamadığını söyleme, beni All diye çağırırdın, ve ben her zaman All'dımâ€?
Bu çığlıklar, bu ses insana kötü şeyler yapıyor. Bu ses dinleyeninin sebebi oluyor.
Birden, kendine dönüyorsun, kendine söylüyorsun ve eşlik ediyorsun Waits'in inlemelerine “Sakın beni hatırlamadığını söyleme ben senin ahbabındımâ€?.
Sonra zamanla ilgili sorular akıyor zihninden. “İlk ne zamanâ€? diyorsun?
Ben bu denizsiz şehirde ev, iş ve arasıra gittiğim birkaç mekanın arasında ilk ne zaman kayboldum. Kafatasımın sakinleri;zorunluluk, sorumluluk ve sıkıntı hangi arada beni kandırıp sözleşmelerini süresiz uzattılar.
Tam olarak bir başlangıcı var mıydı acaba haritaları biriktirmekten, bir derginin kapağında yıllar önce gördüğüm ve sırf sonbaharda kırmızı ağaçlarını görmek için hayallerini kurduğum rüya ülkeye gitmekten vazgeçişimin. Aldığım Ankara-İstanbul tren biletinin fiyatı ne kadardı kendimi kandırdığımı ilk farkettiğimde günün birinde tüm Avrupa'yı trenle dolaşacağım diye. Soğuk bir vagonda giderken, başımı cama yaslayıp tüm düşlerimden aslında çoktan vazgeçtiğimi anladığımda saat gecenin kaçıydı ve yemekli kapanmış mıydı?
“Sakın unuttuğunu söyleme, beni “gezengenâ€? diye çağırırdınâ€? Alsana içeri beni. Oturup konuşuruz belki. Dakikası dakikasına var cevapları bende tüm sorduklarının. Hadi al beni içeri...